![]()
KARAEKŞİ MESİRE YERİ
Mut İlçesi sınırları içerisinde bulunan Karaekşi Mesire ve Piknik yeri,
Çınar ağaçlarıyla kaplı bir mekan. Çınar ağaçlarının, tepe kısımlarının
birleşmesiyle yere güneş geçmesini engelleyecek şekilde kapalı bir mekan
oluşturması, çınar ağaçlarının burayı dallarıyla koruma altına almış
izlenimi veriyor. Karekşi piknik yerinde birbirini izleyen 8-10 kadar
alabalık üretme havuzları da var. Bu havuzlardaki alabalıklar değişik
yaş, boy ve ağırlıkta görebilirsiniz. Alabalıkların dans etmelerini,
yemlerini yemelerini, çılgınca gezinişlerini görebilirsiniz. İsterseniz
yemek olarak da tabağınızda tercih edebilirsiniz. Piknik yerinde oturmak
için bol miktarda piknik masası var. Sık sık yapılmış ocak yerleri var.
Burada ister alabalık alıp pişirin ister kebabınızı yapın. Yemyeşil olan
bu güzel mekanda, suyun şırıltısı, havanın temizliği, kuşların cıvıltısı
ile dinlenebilirsiniz.

Karekşi, Mut ilçesinin doğusunda tepeler ve ağaçlandırılarak
oluşturulmuş ormanlık saha içinde bir piknik ve mesire yeri. Burada
piknik yapmakla birlikte bol oksijen ortamında spor amaçlı yürüyüş de
yapılabilir. Karekşi gerçekten emsali zor bulunan bir ormanlık
sahamızdır.
KADINCIK GÖLETİ
Kadıncık Göleti Kadıncık Vadisindeki Kadıncık Suyu üzerine inşa edilmiş
olan hidroelektrik santralına ait baraj gövdesinin yukarısında oluşan
çok güzel bir baraj gölüdür.
Kadıncık Baraj gölüne Tarsus-Çamlıyayla yolu ile gidilebildiği gibi
Tarsus-Pozantı otoyolunun Çamalan mevkiinden Çamlıyaylaya giden asfalt
yollarla gidilebilir.Tarsus’a uzaklığı yaklaşık 75 km. civarındadır.

Kadıncık suyu yaz kış bolca akan temiz ve soğuk pırıl pırıl bir
sudur.Kadıncık baraj gölünün suyu alışılmışın dışında mavi değil zümrüt
gibi yemyeşildir.Göletin üzerinden Çamlıyayla-Pozantı yolunu bağlayan
uzun ve gayet güzel manzarası olan bir köprü bulunur.Barajın her iki
kıyısında balık,tavuk ve et lokantaları bulunmaktadır.Bu lokantaların
hepsinde gölün suyu üzerine çıkma şeklinde inşa edilerek oluşturulmuş
çardakları mevcuttur.Çardaklarda, suyun üzerinde oturup, etraftaki
yemyeşil ormanlar, yemyeşil göl hayranlıkla izlenebilir. Lokantalarda
oturmak istemeyenler ise gölün etrafındaki çam ormanları içinde oturup,
gölün ve çevresinin güzelliğini izleyerek piknik yapabiliyorlar. Gölün
tam orta yerindeki köprünün üzerinden hem göleti, baraj gövdesini, hem
de gölü besleyen Kadıncık Vadisinin yukarı kısımlarını izleyebilirsiniz.
Baraj gölünün etrafındaki söğüt ve çınar ağaçları dallarını gölün suyuna
doğru öylesine uzatmışlar ki,su ve orman adeta ayrılmaz bir biçimde
bütünleşmiştir.
Baraj gölünden kuzey batıya doğru Kadıncık suyunu izleyerek
ilerlerseniz, göl bittikten sonra kadıncık suyunun ormanlar içinde şırıl
şırıl kıvrımlarla akışını seyretmek ayrı bir keyif. Bu arada alabalık
üretme istasyonu havuzlarında değişik yaşta ve büyüklükte alabalıklar
yetiştiriliyor.
PAPAZIN BAHÇESİ
Çamlıyayla-Tarsus asfaltı üzerinde Çamlıyayla’ya 7 km mesafede bulunan
Fakılar yol çatından doğuya dönülürse, sizi Papazın Bahçesine götüren
yola girmiş olursunuz. Fakılar yol ayrımından yaklaşık 15 km kadar, önce
asfalt, sonrasında ise düzgün bir stabilize şase yolla bu güzel yere
varılabilir.Yolun tamamı çok güzel görülen kızılçam ormanları içinden
geçer. Birkaç kilometre sonra kıvrım kıvrım virajlı ve rampa inişli bir
yolla Kadıncık Vadisine inmeye başlayınca araçtan inilip sarp, dik
haşmetli kızıl kayalıklı yüce dağları vadinin karşı yamaçlarında ilgi
ile izlenebilir.Biraz daha inince vadinin tabanında akan Kadıncık
suyunun önce sesini, sonra kendisini görürsünüz. Su ormanlık bu sarp
vadi içinde yemyeşil ve köpük köpük akmakta. Hemen düşünüyoruz;burada
kanolarla veya botlarla rafting yapılabilir mi?
Kıvrımlı ormanlık yolla sonunda bu güzelim, tertemiz Kadıncık suyuna
iniyoruz. Kadıncık suyu diyoruz ama bu su,vadinin tabanında akan çok
güzel bir dere.
Kadıncık suyu Çamlıyayla, Tarsus ilçesi ile Yenice Beldesi ve Mersin'in
içme suyunun bir kısmını sağlıyor.

Derenin kenarında, etrafı çok dik arazide yetişmiş ormanları ve dere
kenarında çoğunluğu çınar olan, çok değişik ağaç ve ağaççıkları, suyla
birlikte erguvanların eflatun renginde açmış çiçekleri, çeşitli şifalı
otlar görülebilir. Dereyi dikkatle izlediğinizde taşların ve kayaların
arasında pırıl pırıl yanıp sönen ışık gibi, balıklar zevkle izlenebilir.
Dere tabanını izleyen yolla sunuda pazın bahçesine ulaşılır.Doğa ancak
bu kadar güzel, bu kadar harika olabilir.Yukarıda gökyüzü, iki tarafta
dik ve yeşil renkli ormanlık dağlar, arasında pırıl pırıl bir dere ve
derenin batı kenarında her yandan akan sular arasında yüzyıllar görmüş,
şahane ağaçlar. Papazın bahçesini fotoğraflardan izlemek, anlatmak
yetersiz kalır. Görmek gerek, orayı yaşamak gerekir.Yolun kenarında
geniş ve dümdüz adeta halıya dönüşmüş yemyeşil bir çim alan. Bu çim
alanda piknik masaları, çeşmeler, ocakları mevcut. Çim alanın arka ve
üst tarafında ise yeşil gölgeleri uzayan dev ağaçlar. Ağaçların arasında
yamaçlardan sular akıyor. Yaklaşık yüz metre genişlikte her kütüğün, her
ağacın, her kayanın yanından, üstünden, altından köpük köpük, pırıl
pırıl sular akıyor.Bu yeşillik içinde suların geniş bir alanda
oluşturduğu renk renk yosunları izlemek daha da farklı bir zevk veriyor
Ağaçların güneş ışığını sızdırmadığı bu yerlerde sular arasına
yerleştirilmiş, piknik masaları var. Suların içinde, koyu gölgede, su
şırıltıları arasında bu masalarda oturur, isterseniz otururken
ayaklarınızı suya uzatabilirsiniz.
Sular ağaçların altından ve arasından akarken bir çok mini şelaleler
oluşuyor. Papazın bahçesinin giriş bölümünde ise alabalık havuzlarında
alabalık mevcut.
Tabiatın bu güzel ve muhteşem güzellikteki köşesi görülmeye değer.
YERKÖPRÜ ŞELALESİ
Mut-Gülnar, Ermenek üçgeninde yer alan, bir doğa harikası olan Yerköprü
Şelalesi, Mut-Ermenek güzergahından 5 Km. kadar gidildikten sonra
şelaleye gelinir.Burasının adı her ne kadar yerköprü şelalesi olsa da
burası saklı bir cennet. En etkili yerlerden biri olan köprü görevini
gören mağaranın gezende barajından gelen su ile beslenmesi ve kayanın
dibinden yani gözden çıkan suyun birleşme yerindeki hareketlilik,
serinlik, suyun nağmeleri, suyun yüksekten düşmesi sonucu oluşan gök
kuşağı görüntülerini ve yeşilin her tonunu şelalede görebilirsiniz.
Şelaleden sarkıt şeklindeki yosunların üzerinden akan suyun bazı
yerlerde çok bazı yerlerde damlalar halindeki düşmesi çok farklı bir
görünümü ortaya çıkararak şaşırtıyor insanı. Suyun düştüğü yerdeki suyun
maviliği, şelalenin yeşilliği, dik yamaçlardaki çam ağaçları sudaki
balıkların oradan oraya hiç durmadan gezinmeleri farklı bir
dünyadaymışsınız gibi sizi mutlu ediyor. Bütün olumsuz düşüncelerinizi
bir kenara bırakıp sadece ve sadece yerköprü şelalesinde olmanın ve
seyretmenin tadını çıkartıyorsunuz.



Şelalenin kenarından mağaraya doğru baktığınız da O dumanlı görüntünün
gerisinde 200 metre uzunlukta 5-10 metre genişlikteki tabanı göl olan
bir mağara uzanıyor. Mağarada suyun mavi ve yeşil tonlarda olması,
mağaranın tavanındaki sarkıtlardan damlayan suyun görüntüsü ve serinlik
muhteşem.
ÇAKIT VADİSİ
Çakıt Vadisi coğrafi olarak,Gülek boğazından geçen Adana-Pozantı
otoyolunun ortalama on kilometre kadar doğusunda Torosların geçit
vererek Çukurova’ya bağlandığı bir vadidir. Adana-Pozantı demiryolu da
bu vadiden geçer.
Çakıt vadisine Pozantı’dan Belemedik’e giden ham yoldan girilerek 15 km
vadide gidildikten sonra Tarsus’un Kuşçular köyüne giden yolla
Adana-Ankara yoluna Dörtler mevkiinden geçilir. Almanlar tarafından
1900-1909 yılları arasında inşa edilen demiryoluna ait tüneller ve bu
tünellerin inşası için yapılan şantiyelerin kalıntıları bugün hala
ayakta görülmektedir. Vadi boyunca hemen hemen demiryolunu hiç
göremiyoruz. Demiryolu tamamen tüneller içinden geçmektedir. Çakıt
vadisi, Belemedik köyünden itibaren yaklaşık 15 km erişilmez çok güç
olan dağların arasındadır. Vadi dağ keçilerinin (halk deyimiyle
geyiklerin) bulunduğu, sarp, egzotik, haşmetli, yalçın kayaların
bulunduğu dağlarla çevrili. Arazinin sarplığı ve vahşi doğa insanı
korkutuyor. Dağlarda yankılanan suyun sesi ise haz ve mutluluk veren bir
tonda adeta bir melodi. Yüksekten baktığınızda vadinin tabanından akan
Çakıt suyu ince bir ip gibi. Yol öylesine dar ve dik. Arazili aracımızla
yavaş yavaş ve dikkatle ilerleyebiliyoruz. Bazı yerlerde kayalar açılan
kısa tünellerden geçen yolla ilerleyebiliyoruz.

Tünellerin inşasında Almanların birkaç yerde yaptığı şantiye
kalıntılarını görüyoruz. Elektrik binaları, mutfakları, su sarnıç ve
depoları,hastaneleri ve idare binaları, fırınları vs. 1900’lü yıllarda
inşa edilmiş çok katlı şantiye binalarını hayranlıkla seyrediyoruz.
Burada Almanlar 47 elemanını kaybetmiş, ölen Almanlar için ise
Adana-Pozantı yolunun Çamalan mevkiinde Alman mezarlığı yapılmıştır.
Mezarlıkta ölen Almanların isimleri tek tek yazıyor.
Düşünüyoruz;bugün güçlükle ilerlediğimiz bu vadinin kenar yamaçlarına bu
binalar ve bu tüneller nasıl yapılmış. Acaba 47 Alman öldüyse, ne kadar
Türk işçisi kazada hayatlarını yitirmiştir. Tünelin birisine yandan
geniş bir giriş açılmış. Önünde su akıyor. Bu arada trenin sesini
duyuluyor. Tren büyük bir gürültüyle geçiyor tünelin içinden.Karşı
dağlarda dakikalar süren yankıları.
Bu dik yalçın dağlar insanı korkutuyor ama duyduğunuz heyecan bir başka.
Çakıt vadisi yemyeşil ama ulaşılmayacak dik kayalarda bu yeşil örtü.
Bakıyoruz, mavi gökyüzü, dik ve muhteşem güzellikte dağlar, yeşil bir su
ve biz. Burada bir tarih yatıyor adeta. Sağlıklı olmayan kişilerin derin
vadiye kenardan bakmaları çok zor. Başınız dönüyor.
Gerçek bir dağcılık sporu yapılacak bir yer buralar. Güzellik, heyecan,
bozulmamış doğa, tertemiz sular, devamlı esen bir rüzgar.
Çakıt’ın bu bölümleri gerçekten görülmeye değer.
ILISU ŞELALESİ
Mut-Ermenek asfaltından 25 km kadar gittikten sonra sol tarafta çam
ormanları arasındaki Gezende Barajı vardır. devamında Gezende köyüne
gelinir. Gezende köyü baraj manzaralı bir köy. Köyde tarihi kalıntıları
kaya mezarlarını görmek mümkün. Ilısu Köyünden 5 km kadar uzakta bulunan
Ilısu Şelalesi kayalık dağın ,suyun gücü karşısında ikiye ayrılmak
zorunda kaldığı ve mükemmel bir görüntü sergiliyor. Çam ormanlarının
içindeki orman yolundan arabayla şelaleye doğru inmeye başlayınca Sağlı,
sollu yemyeşil, bol oksijenli çam ağaçlarıyla dolu.Ağustos böceklerinin
çaldıkları sazların seslerini duyarsınız. Şellaleye geldiğniizde
yaklaşık on katlı bir binanın yüksekliği kadar mesafeden, büyük bir
gürültüyle akan şelaleyi. anlatmak zor, görmek, yaşamak gerek bu
güzelliği. Yüz metrelik blok kaya su tarafından oyulmuş, hayır;dimdik
dört metrelik bir yarık şeklinde aşındırılmış.Çok bol akan su geldiği
yerden ,birden bu kaya yarığına sıkışınca,büyük bir tazyikle aşağı doğru
fırlayarak , coşarak akıyor,çağlıyor.

Şelaleden akan su,dar çıkış yerinden aşağıya doğru indikçe
genişleyerek,savrularak,yayılarak akıyor.Akarken de renkler
oluşuyor.Gökkuşağını izlediğimiz gibi suyun açık mavi ve beyaz
renklerden oluşan akışı.Su yere varmasına 4-5 metre kala iyice zerrelere
ayrılıyor,düştüğü noktada geniş bir su buharı oluşuyor.Köpükler,suyun
buharı, gökkuşağı renkleri, etraf yeşil çam ormanı,şelaleden sonra
oluşan kireçli açık mavi renkte akan bir dere.Güzel doğa gözümüze renk
zenginliğini, su ve ormanın müşterek koordinesi ile sunuyor.
MURATSOFU ORMANLARI
Muratsofu Ormanları çok farklı doğal güzelliği olan ormanlardandır.
Erdemli-Mersin Karayolundaki Elvanlı Beldesinden kuzeye doğru gidilerek
Küçükfındık yaylasına gelindiğinde. Buradan yola devamla yemyeşil
ormanlar içinde gözümüze Muratsofu Türbesi ilişiyor. Kutsal bir kişi
olan Muratsofu’nun türbesi Kültür Bakanlığı tarafından tel örgüyle
çevrilmiş, durumda. Bu türbede ibadet ediliyor, dilekte bulunuluyor,
orada piknik de yapılabiliyor. Türbenin 100 metre kadar yakınında
Erdemli Orman İşletme Müdürlüğüne ait Yangın Kulesi mevcut. Kuleden
bakıldığında muhteşem kızılçam ormanlarını görmek mümkün. Elvanlı’dan
itibaren 25 km. kadar geldiğimizi fark ettiğimizde Muratsofu
Ormanlarının harika görüntüsüyle karşılaşırsınız.

Orman kenarından pırıl pırıl bir su akıyor.Etraf kır çiçekleriyle dolu.
Leyleklerin su içmek için de konakladıkları nefis bir güzellik var
burada. Birkaç kilometre daha ilerleyip ormanın içine giriyoruz.Bu orman
en çok tercih edilen orman türü olan karışık türde ağaçlardan oluşan,
karışık bir orman. Ormanda sedir, karaçam, kızılçam, meşe, göknar,
çınar, ardıç gibi ağaçları hep birarada görülüyor.
Orman içinde kayalar çok özel ve görkemli bir görünüm arzediyor.
Delikkaya denilen kayaya çıkıyoruz ki bu kaya gerçekten çok estetik bir
görünüşte som kayaların üzerinde doğal olarak yetişmiş sedir ağaçlarını
hayranlıkla izlenir. Delikkaya Rüzgar erozyonu ile binlerce yılda
çeşitli şekiller almış. Burada bu doğal güzelliği izleyerek piknik
yapmak gerçekten çok özel bir keyif.
Yer yer ağaçların altında rahatlıkla oturup,uzanabileceğimiz yemyeşil
çimler,içinde çiçeklerle adeta bir doğa bahçesindesiniz. Piknik yaparken
ormanın içine doğru yürüyüş yapabilir, bol oksijen depolayabilirsiniz.
Muratsofu gerçekten doğanın cömertçe güzelliğini sergilediği nefis bir
yer.
SOĞUKSU MEVKİİ
Aydıncık’tan Bozyazı yönüne giderken, Aydıncık ilçesini geçtikten 5 km.
sonra, denizin küçük bir koy oluşturduğu yerde Soğuksu adındaki akarsu
denize kavuşmaktadır.Gözü yakın ve gerçekten de soğuk olan suyu, ismiyle
uyuşmaktadır. Devlet Karayolu kenarında bulunan bu mevkii suyu ile
yemyeşil ağaçları ve denizi ile gerçekten çok güzel bir köşe.
Bu güzelim akarsuyun denize kavuştuğu yerden yaklaşık 1km. kadar denizin
içinde dubalarla sabitlenmiş su dolum tesislerini görüyoruz. Hem
asfaltın kenarında bulunan kurumdan bilgi edinmek için soruyor ve
öğreniyoruz ki,denizin içindeki tesislerden geniş yüzer balonlarla
Kıbrıs’a su nakledilmektedir. Borularla kıyıdan,denizin altından
götürülen su,burada binlerce metreküp su alabilen balonlara
dolduruluyor,bu balonlar römorkörlerle çekilerek Girne’ye
götürülmektedir.

Soğuksu da oluşturulan bir küçük bendin arkasında biriken su köpük köpük
olmuş bembeyaz şelaleler oluşturmaktadır.Bu şelalelerin ve suyun
çevresinde geniş gölgeli büyük ağaçları görüyoruz.Ağaçların altında
oturuyor suyun gürül gürül akışını hayranlıkla izliyoruz.Su o kadar
temiz,o kadar berrak ve öylesine de bol akıyor.Çevresine insanı
serinleten çok hoş bir serinlik veriyor.
Yol kenarında ve suya hakim yerlerde lokantalar bulunuyor.Buradaki bu
lokantalarda karnınızı doyuracağınız gibi su kenarındaki serin ve koyu
gölgeli yeşille birlikte hem denizi,hem akarsuyu zevkle izleyerek piknik
de yapabilirsiniz. Canınız çektiğinde bu suda veya deniz kıyısında
denize girebilirsiniz. Hem tatlı suda, hem deniz suyunda yüzebilir ve
serinleyebilirsiniz. Suyun geldiği yöndeki dağ kayalık bir arazi
yapısında ama çıplak değil,üzerinde yeşil orman örtüsü bulunuyor.
Soğuksu da pırıl pırıl akan bir dere , köpük köpük şelale, çevrede yeşil
ormanlar ve bunlarla bütünleşen güzelim mavi deniz. Burada beyaz, yeşil,
mavi bir arada.
Buranın denizi çok temiz. Hiçbir atık maddenin
bulunmadığı,sıhhatli,temiz,berrak bir deniz.
Soğuksuyun oluşturduğu şelalenin batısında tarihten kalma taş köprü ve
eserleri de görebilirsiniz.
DİKENLİ OLUK ORMANLARI
Dikenlioluk adını bulunduğu yerdeki su pınarından alır. Dikenlioluk
Tarsus ilçemiz sınırları içinde ve Cehennemdere’nin batı yamaçlarında
çok güzel bir dinlenme ve doğayı seyretme yeridir .

Dikenlioluk’a hem Çamlıyayla’dan ,hem Tarsus’tan,hem de Mersin’den
gidilebilir. Mersin’den en kısa yol; Gözne, Ayvagediği, Değirmendere,
Kızılkaya yerleşim yerlerinden geçtikten sonra kuzeye doğru orman yolunu
izleyerek gidilir. Her tür vasıtayla, gidilebilir.Yaklaşık olarak
Mersin’e 80 km. uzaklıkta olan Dikenlioluk’a iki saatlik bir yolculukla
varılabiliyor. Yol Gözne’den itibaren Dikenlioluk’a kadar tamamen çok
güzel ve kaliteli ormanlar içinden geçer. Bazen iner, bazen çıkar.
Virajlı yollarla ulaşılan bu güzel yer yaklaşık 1600 metre
yüksekliktedir. Dikenlioluk yazın bile buz gibi serin havası, oluktan
akan ve elinizi zor yıkayacağınız soğuklukta, fakat içimi çok güzel bir
sudur. Bu suyun bulunduğu yamaçta, orman idaremiz bungalo tipi, ahşap,
estetik yönü çok güzel ve çevresiyle yeni doğasıyla uyumlu bir dinlenme
ve gözetleme tesisi yapmış. Bu binanın hemen yanında uçurum üzerine inşa
edilmiş çardak tipli, balkona benzer bir kameriye yapılmış. Bu
kameriyede harika doğayı seyredeceksin. Doğa bir renk zengini
burada.Yeşil, mavimsi yeşil, mavi, kahverengi renkler burada göze bir
doğal renk resitali sunuyorlar.Sabırla ve dikkatle karşı yamaçları
dürbünle izlerseniz halkın geyik diye adlandırdığı yabankeçilerini
ormanlık kayalıklarda izlemek olasıdır. Gürültü yok, temiz pırıl pırıl
hava, buz gibi bir su, işte Dikenlioluk mevkisi böyle bir yer. Burada
yiyeceğiniz her yiyecek,içtiğimiz suyu ile şişkinlik yapmadan hazım
olunur ve hemen tekrar bir şeyler yemek istersiniz. Şehirde yorulan
gözleriniz, kulaklarınız, beyniniz hülasa vücudunuz burada kendisini
adeta yeniliyor sanki. Manzara gerçekten muhteşem; aşağıda
Cehennemderesi Vadisinin karşısında Baştepe orman yangın gözetleme
kulesi, Böğürtlenlik mesire yerleri ve tabii ki hayvanların rahatça
görülebileceği, gerçekten kaliteli sedir ormanları burada doğanın en
güzel süsünü oluşturuyor.
Dikenlioluk’ta piknik masaları, ocak, mangal, hazır bekliyor. Burada
bulunmak, bu güzel yere giderken ve gelirken izlediğimiz yol manzaraları
de işin çabası.
UYUZİNİ MAĞARASI
Uyuzini mağarası Tarsus’tan 20 km uzaklıkta olan Hacıhamzalı köyünde
bulunmaktadır.Tarsus-Ankara karayolundan Dörtler köyünden, batıya
dönülüp 5km. kadar gidilip Hacıhamzalı köyüne varılır. Köyden 1km kuzeye
doğru gidildiğinde derin bir kanyona gelinir. Bu kanyon Kadıncık
Vadisinin uzantısı olup, Kadıncık 2 baraj nedeniyle şu an susuz, iki
yanı mağaralarla dolu dimdik kayalarla kaplı,kanyon yamaçlarındaki
mağaralara ulaşmak hemen hemen imkansız. İşte Uyuzini mağarası da
bunlardan birisi.

Kanyonun derinliği ve genişliği bizleri ürpertiyor.Kanyon içerindeki
mağaralar,yeşillik ,ormanlık alan ise gözlerimizi dolduruyor.Kanyona
genel bakıştan sonra Uyuzini mağarasına doğru yola koyuluyoruz. Amacımız
mağaraya ulaşmak ama nasıl? Kanyonun üst kısmından mağaraya doğru tek
kişinin geçebileceği kayalardan oyulmuş dik mi dik bir yolla
karşılaşıyoruz.Bu kayalıktan çok dikkatli inmeniz gerekiyor.Yoksa
kendinizi kanyonun 100metre kadar derinlikteki tabanda
bulabilirsiniz.Yer yer inmek için basamak yapılan yerlerden yavaş yavaş
,dikkatle ellerimizle kayalara tutunarak, yardımlaşarak inmeyi
başarıyoruz. Başarıyoruz ama incecik bir yoldan,yine tek kişinin
geçebileceği bir yerden geçmeye çalışıyoruz. Alt taraf uçurum. Mağara
sanki köpekbalığının ağzını açmış, ovanı yakalamak ister pozisyonundaki
gibi duruyor karşımızda.Her ne kadar mağaraya ulaşmak riskli de olsa
güzel bir mağara köpekbalığı gibi tehlikeli değil. Mağara geniş güzel ve
yeşil. Mağaranın içinde serin bire hava var İnsanı ürpertme
derecesinde.Bu heyecanlı yolculuktan sonra mağara içinde bulunan su ile
elimizi,yüzümüzü yıkıyoruz ,kendimize gelmek için. Bu suyun şifalı
olduğu uyuz ve cilt hastalıklarına iyi geldiği çamurunun da faydalı
olduğu yöre halkı tarafından söyleniyor. Adını da uyuz hastalığına çare
bulduğu için konulduğu anlaşılıyor. Su yazın ılık, kışın sıcak
derecesinde akıyor. Böyle şifalı bir suyun kanyonun tepesine yakın bir
mağara içinde olması ilginç
Mağaradaki ilginçlikler bu kadarla da kalmıyor.Mağaranın tabanında
kayanın içinde bulunan fosil kalıntıları dikkatimizi çekiyor.Fosil
kalıntılarına birkaç yerde rastlamak mümkün.
Mağarada Helenistik devirden kalma 3 metrekare alanında ,1metre
derinlikte taştan oyularak yapılmış bir havuz var. Havuza kayalardan
oyulmuş basamaklarla giriliyor. Mağaranın duvardan sızıntı şeklinde akan
şifalı su bu havuzda toplanıyor. Hastalar havuzda yıkanıyorlar.
Anlatılanlara göre ciltteki yaralara ve kaşıntılara adeta bir deva bir
çare bu su. Mağaranın içinde yeşil çiçekler, boysuz ağaççıklar
gözlerinizi dinlendirir.Aynı zamanda buradan kanyonun kanyonun
derinliklerini ,karşı yamaçları izliyorsunuz. Her yer zümrüt gibi.
Korkuyorsunuz, heyecanlanıyorsunuz. Böylesine bir haz bu kanyonu
seyretmek.
Kanyonun tabanına yakın bir yerde,tarihi taş lahitler, mezarları
görebiliyoruz. Şimdi mağaradan dönüş bizi düşündürüyor. O yoldan geri
nasıl döneceğiz? Dar yoldan tek sıra, adımlarımızı dikkatlice, yavaş
yavaş atıyor ve tırmanma yerine zar zor ulaşıyoruz. Bu noktadan itibaren
adeta duvar gibi dik bir yamaca tırmanacağız. Biraz soluklanıp,
birbirimizden ve yanımızdaki köylülerden güvence alıp tırmanışa
başlıyoruz. Ayaklarınızı sağlam bir kaya kertiğine yerleştirip, elinizle
de bir kaya oyuntusu bulup, adeta tırnaklarımızla tırmanıyoruz. Yavaş
yavaş, dikkatlice, korkarak, aşağıya bakmadan çıkıyoruz yukarıya .Derin
bir oh çekiyor ve geldiğimiz yöne bakıyoruz.
Gerçekten şifalı bu mağarayı sizlere övüyoruz.Şifa için,heyecan için.
CACIK VADİSİ
Erdemli Toros köyünü geçiyor ve Çampınarı yaylası mevkiine gelinirse
Buradan itibaren ağaçlandırılacak sahaları, ağaçlandırılmış sahaları
görülebilir.Bu mevkide her yaşta ağacı görmek mümkün. Yeni dikilmişten,
yıllarca burada kendini muhafaza etmiş ağaçlara kadar.Sanki bir soyağacı
gibi en yaşlılardan en gence hepsini burada görebiliyoruz. Cacık
dediğimiz bu mevkilerin ağaçlandırılması mükemmel bir çaba gerektiriyor.
Ağaçlandırma sahaları arasından geçerken yolun üst kısmındaki mağaralar
var Yolun alt kısmında yeşillikler arasında akan şırıl şırıl derenin
sesi geliyor. Yemyeşil bir ortamda rengarenk çiçeklerin,dağ lalelerinin
arasından geçiyoruz. Bu güzellikleri hayranlıkla seyrediyoruz. Yol
kenarında bulunan ardıç ağaçlarından yapılmış yörük çadırlarını
görüyoruz. Yörükler yazın burada yaşıyor. Çadırlarının önüne diktikleri
sebzeleri yetiştiriyorlar. Bol oksijenli, yemyeşil ortamda yaşamlarını
sürdürüyorlar.Tabii ki sadece yazın. Yörüklerin yaşayışlarını kısa
süreli olsa da gözlemliyoruz ve yolumuza devam ediyoruz. Cacık mevkiinde
ilerlerken kayanı üzerinde tek başına duran şemsiye seklindeki sedir
ağcının görüyoruz.Genç sedir fidanları arasında şemsiye şeklindeki sedir
ağacı eksantrik bir hava sergiliyor.Şemsiye sedirden sonra genç sedir
fidanları arasından geçiyoruz. Tırmanıyoruz iniyoruz,kıvrımlı kıvrımlı
orman yolundan geçiyoruz.Yaşlı sedir ağaçlarının gövdelerinin düzgünlüğü
dallarının çevreye olan hakimiyeti marur duruşu, kozalaklarının ağaçta
doğum günü pastası üzerindeki mumlar gibi durması,kendine özgü
güzelliğini bir kat daha arttırıyor.

Piknik alanları,yaşlı sedir ağaçları,genç sedir ormanları,şamdan
sedirler,ardıç ağaçları,yaylalar,dereler,mağaralar,çiçekler derken yavaş
yavaş yolun sonuna geldiğimizi Aslanköyün evlerini uzaktan görünce
anlıyoruz.Bu yeşil yolculuktan sonra biraz yorgun ama mutlu bir şekilde
ayrılıyoruz.
Mersin-Erdemli’den başlayan yolculuğumuz Cacık yaylasını takiben
Aslanköy’de bitiyor.
Bu güzellikleri görmek için yanınıza yiyeceklerinizi ve fotoğraf
makinenizi almanızı tavsiye ederiz. Bu güzellikleri görmeye her türlü
araçla gidilebilir.
Bu manzaraları görmek, güzelliklerin tadını çıkarmak istiyorsanız
anlattıklarımızı değerlendirmenizi dileriz.
BOLYARAN ORMANLARI
Bolyaran piknik alanı ve sedir ormanları Gülnar ilçesi sınırları
içerisinde,Gülnar’a 25 km Mersin’e 175 km uzaklıktadır.
Gülnar ilçemizde bulunan Bolyaran piknik alanı 1350 m. yükseklikte,
sedir ağaçlarının oluşturduğu ormanın içerisindedir. Bolyaran piknik
alanının önceki durumu insanlar tarafından keçilerin otlatıldığı,
insanlarımızın zarar verdiği bozuk orman görüntüsündeydi. Fakat 1983
yılında Gülnar İşletmesi tarafından korumaya alınmış ve koruma sonucunda
sahaya hayvan girmesi engellenmiştir. Dikim yapılmadan, sedirlerin doğal
tohumla gençliklerin gelmesi sağlanmış, yaşlı ağaçların kesilmesiyle
bugünkü muhteşem sedir ormanı görüntüsünü almıştır.

Gülnar-Ermenek asfaltından piknik alanına sapıldığı zaman,sağlı sollu
sedir ağaçları hoş geldin dercesine bizlere kollarını açmış,kucaklar
gibi memnuniyetlerini belirtircesine karşılıyorlar. Bu güzellik
arasından piknik alanına doğru ilerlerken içimizde bir rahatlama
oluşuyor.Bu yeşilin renginin insanı rahatlattığının,dinlendirdiğinin bir
kanıtıdır.
Piknik alanına vardığınız zaman çok şaşıracaksınız ama size hak
vereceğiz. Çünkü bizlerin rahat edebilmesi için her şey planlanarak,
Gülnar Orman İşletmesi tarafından özenli bir şekilde yapılmıştır.Geniş
bir düzlükte bizim şamdan sedir dediğimiz, sedirin çobanlar tarafından
budanarak tek gövdeden yukarıya doğru birkaç gövdenin oluşması sonucu bu
görünümü almıştır.Piknik alanındaki şamdan sedirler korunarak,uygun
olanlar arasına bizlerin rahat edebileceği ahşaptan köşkler
yapılmıştır.Bu köşkte oturmanın zevki hiçbir yerde yoktur Bolyaran’dan
başka. Sedir ağaçlarının asil görüntüsü,kozalaklarının doğum günü
pastası üzerindeki mumlar gibi etrafı aydınlatıyormuşcasına kendini
göstermesi,farklı bir görünüm ortaya çıkarıyor.
Bolyaran’da piknik yapabilmek için her şeyinizi yanınıza almanız
gerekiyor.Önce de söylediğimiz gibi rahat bir piknik için her şey
düşünülmüş.Suyun getirilmesi,ocakların ve tuvaletlerin uygun yere
yapılması doğaya zarar vermeyi engelliyor.Zaten böyle muhteşem bir
ormana zarar vermek hiç kimsenin aklına gelmez.
Sizlere tavsiye olarak, Bolyaran piknik alanına sabah erkenden gitmeniz,
kahvaltınızı, öğle yemeğinizi,hatta kalabilirseniz akşam yemeğinizi de
orada yemeniz,çayınızı orman içerisinde,serin bir ortamda,kuş
cıvıltıları arasında yudumlamanızı,kitabınızı bu güzel ortamda köşkte
oturmuş,sırtınızı sedir ağacına yaslamış şekilde,bulunduğunuz yerin
tadını çıkararak okumanızı dileriz.
Bolyaran piknik alanı diğer birçok piknik alanı gibi,ücretli
değildir.Bir piknikçinin ihtiyacı olan çeşmeler, ocaklar, ağaç
gövdelerindeki oturma çardakları, ayrıca piknik masaları, gerekirse
çimler üzerinde de oturulacak yerler mevcuttur.